Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası’nın (HABER-SEN) “Sürgünlere hukuksuzluğa ve liyakatsizliğe karşı yürüyoruz” sloganıyla Batman2dan başlattığı yürüyüş devam ediyor.
Urfa’ya ulaşan ve Ahmet Bahçivan iş merkezi önünde toplanıp basın açıklaması yapan HABER SEN üyeleri, 'Biz kazanacağız” yazılı önlüklerle sık sık “Zafer direnen emekçilerin olacak”, “Direne direne kazanacağız”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları attı.
HABER-SEN Genel Başkanı Mesut Balcan grup adına yaptığı açıklamada, PTT’deki keyfi uygulamalara dikkat çekerek, şunları kaydetti:
''7201 sayılı Tebligat Yasası'nın gereklerini yerine getirmeyerek suç işleyen kurumun hukuksuzluğuna ‘hayır’ dediği için, 2018’den bugüne kadar kuruma personel alımının yapılmamasının doğru olmadığını söyledikleri için, 2014’ten beri görevde yükselme sınavı açmayıp, kendi yandaşlarını yükseltip, görev vermelerine itiraz ettikleri için; kurumda parçalı personel yapısı, performansa dayalı ve esnek çalışma, angarya, sayı dayatmasına karşı çıktıkları için, liyakatsiz kadroların idarelere atanmasına dur dediği için, usulsüzlük, yolsuzluk ve bilinmeyen zararlara karşı emekçilerin sesini çıkarttığı için arkadaşlarımız sürgün ediliyor.
PTT, sürgünleri hizmet gereği yaptığını ifade ediyor. ‘Hizmet gereği’ dedikleri konu, insanlık dışı uygulamalardır. Hizmet gereği uygulama, bir temsilcimizi İstanbul’dan bin 800 kilometre uzaklıktaki Hakkari Çukurca’ya, kanser hastası olan şube yürütme kurulu üyemizi tedavi olamayacağı, tam teşekküllü hastane olmayan yere göndermek midir?
Eşi de posta emekçisi olup iki küçük çocuğu olan Merkez Denetleme Kurulu üyemiz bir kadını ailesinden ayırarak Batman’dan Iğdır’a göndermek midir hizmet?
PTT yönetimi, yetkilerini kötüye kullanarak 4688 sayılı Kanun’un 18. maddesini bilerek ve isteyerek çiğniyor, kendilerini sendikal mücadeleyi koruyan yasalardan üstün görüyorlar.
Bugün, kurumlarımızda yapılan tayin ve atamalarda kıstas, siyasi iktidara yakınlıkla ölçülmektedir. Unvan alabilmek ve istediğin yere atanabilmek için liyakat ve kariyer yerine siyaseten yakınlık, hâkim anlayış haline gelmiş. Görevde yükselme sınavlarında yaşanan hukuka aykırılıklar ile yeni mağduriyetler ortaya çıkmış, kurum içi eşitsizlikler derinleşmiş, iş barışı bozulmuştur. Tüm bu yaşadığımız hukuksuzluklar karşısında anayasal bir hak olan basın açıklaması yapma hakkımız da her defasında engellenerek keyfiliklerle karşı karşıya kalmaktayız.
İşin özü, demokrasi söylemlerini ağzından düşürmeyip tam aksi uygulamalar yapan siyasi iktidarın kurumlara atadığı bürokratların ‘Ben yaparım oldu’ anlayışı sonucu pek çok hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Bu hukuksuzluklar, açıkça Anayasa'ya, ulusal ve uluslararası yasalara aykırı olduğu gibi 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na aykırılık taşımaktadır. Bu kararların alınmasında söz sahibi olan kurum yöneticilerine sesleniyoruz; hukuka aykırı bir şekilde verdiğiniz bu kararlardan bir an önce vazgeçin. Bu haksız ve hukuksuz karar ve uygulamalarla bizleri yıldıracağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bizler, tüm bu baskılar karşısında mücadeleden geri durmadık, bundan sonra da geri durmayacağız.”
Yorumlar
Kalan Karakter: